İslâm Delikanlısının Ahlâkı

,  

Leydi Montegü İstanbul'a gelirken bir serhat beyine misafir oluyor.

Serhat beyi, fevkalâde genç, güzel bir Anadolu çocuğu... Kadın aşık oluyor gence... Onlar açık yazar. Kendisiyle yemek yemek istiyor. Kabul ediyor Bey... Şuh kadın, güzel kadın, yapmadığını bırakmıyor; yüzüne bir kere baksın diye...

Diyor ki, hatıratında:

"- O harikulade genç adam, benim bütün cilvelerime, işvelerime karşı saatler boyunca gözünü halının bir nakşından ayırmadı, yukarıya kaldırmadı!"

İşte İslâm delikanlısının ahlâkı... Burada bir incelik var: Zannetmeyin ki, kadına karşı böyle bir disipline giren insan, kadından anlamayan demektir.Çok büyük incelik; Şeyh-i Ekber Muhiddin-i Arabî der ki:

"- Körün kadına bakmamasında sevap yoktur!" Bilâkis mizaç icabı İslâm delikanlısı, kadın zaafıyla dolu, küp gibi dolu, dibine kadar erkek olacak... Mizacı  budur. Fakat bu büyük zaafı, en büyük iman disipliniyle gözünü kadından koparmayı bilerek idare edecek... İşte kahramanlık!.. Allah'ın en büyük lûtfuna mazhar olmak vasıflarının başında şu tabir vardır: "Güzel bir kadın kendisini visaline davet ettiği halde, gizliler âleminin dehşetinden korkarak kaçan genç..." Allah'ın rahmetine en bol mikyasta malik bu genç... Dâva o kadar ince ki, Mansur (Hallaç), asılacağı zaman der ki;

"- Ben bunların başıma niçin geldiğini biliyorum!"

Soruyorlar:

"- Niçin"... Yolda gelirken üst kattaki kadına bir ân gözü dalmış. Ve bir müddet gözünü o kadından çekememiş... İşte böyle bir çile ruhunu belirtir ahlâk.

Yorum Gönder