Biz Böyle Devlet Adamı İstiyoruz

,  

Bir gün, Hz. Ömer'in halifeliği zamanında çölde haftalarca mesafeler aşarak Medine'ye gelen bir Arap, şehre birkaç saatlik mesafe kalmışken, çölün topraklı bir sahasında kerpiç kesip tuğla yapan iki adam görür. Bunların biri çamur yuğurmakta, öbürü ise kerpiç kesmektedir. Son haddine gelen açlığa ve susuzluğa dayanamayan yolcu bunlara yaklaşıp selâmladıktan sonra biraz yiyecek ister.

- İşçiler yanlarında yiyecek namına kuru ekmekten başka bir şey bulunmadığını, isterse onu verebileceklerini söylerler Aç yolcu buna razı olur ve yemeye sabırsızlanır. O zaman, çamur yoğuran uzun boylusu, kerpiç kesen kısa  boylu arkadaşına:

— Ali, der, benim ellerim çamurlu, sen heybedeki ekmeği bu adamcağıza ver. Arkadaşı ekmeği çıkarıp yolcuya uzatır. Lâkin ekmeği eline alan yolcu onu o kadar kuru bulur ki, “Dişlerim bunu kesmez” diye iadeye mecbur olur. O zaman gülüşen ameleler ona dönerek:

— Dostum, derler, öyle ise iki saat daha sabret, zira bizim bundan başka yiyeceğimiz yok. İki saat sonra Medine'ye varır varmaz falan semtte bulunan eve git, orada bizden selâm söyle, sana yiyecek verirler.

Aç yolcu Medine'ye gelir. Kendisine tarif edilen evi bulur. Hakikaten orada kendisine istediği kadar yiyecek verirler. Görür ki birçok insanlar oraya gelip bol bol yiyip içmektedirler. Adamcağız bu manzara ile çöldeki iki amelenin açlıktan beter feci halini karşılaştırır. Gözleri yaşarır ve merhameti onu harekete geçirerek çantasına yavaşça birtakım yiyecekler doldurmaya koyulur. Bir an evvel bu nefis yemekleri çöldeki iki fakire götürmeye çabalar. Onun bu halini gören hizmetkârlar yaklaşarak sorarlar:

— Ne yapıyorsun dostum, buradan dışarı yiyecek götürmeye lüzum yok. Ne zaman acıkırsan buraya gel, seni istediğin gibi doyurmak boynumuzun borcudur.

Arap itiraf etmeye mecbur olur:

— Kendime değil, bu yiyecekleri çölde çalışan ve hallerinden pek fakir oldukları anlaşılan iki zavallı ameleye götürmek istiyorum.

Ve başından geçerleri anlatır. O zaman hizmetkârlar gülerler ve bedbaht yolcuyu dehşetlere düşüren hakikati ona söylerler:

— Senin fakir dediğin o iki amele Halife Ömer'le Hazreti Ali'dir. Bu imaret ise, o eli çamurlu olan ve halka hizmet emeliyle eli çamurdan çıkmadığı halde gözü yaştan ayrı düşmeyen Hazreti Ömer'in kendi malıdır. O orada kuru ekmekle çamur yoğurmasa diyar-ı İslâmda böyle bülbül ötmez. Sen kendi işine bak, onları düşünme!

Anadolu, Ömer'i örnek alıp onun gibi devlet adamları yetiştirmedikçe bu vatanın üstünde bülbül yerine baykuşlar ötecektir.

Biz böyle devlet adamı istiyoruz.

Kaynak: Hareket'in Sakladığı Sır, Nurettin Topçu

Yorum Gönder